Banner image placeholder
Banner image
Egemen Baha BARUTÇU
TUM Physics Student

Curriculum vitae



Physics

Technische Universität München


Tavsiyeler


Sormak isteyeceğinizi düşündüğüm soruların listesini burda bulabilirsiniz. Sorularınız için mail adresimden bana ulaşabilirsiniz. 

Tavsiyeler/Soru & Cevap

Buraya, bana en sık sorulan iki konuyu topladım: Almanya'da fizik okumak ve proje yapmak. Aşağıdakiler kişisel deneyimimden ve gözlemlerimden çıkan görüşlerdir  kesin kural değil, karar verirken işine yarayacak bir başlangıç noktası olarak oku. Rakamlar 2026 itibarıyladır; resmi bilgiyi her zaman ilgili üniversitenin ve uni-assist / anabin'in güncel sayfasından teyit et. Fikirlerine ve hayat görüşlerine uymayabilir.

Bölüm 1 — Almanya'da Fizik Okumak

Universität (Uni) mı, Hochschule (FH/HAW) mı seçmeliyim?

Bu, vereceğin en önemli karar bölüm seçiminden bile önemli. İkisi farklı türde kariyerlere açılan iki ayrı kapı:
  • Universität (TUM, LMU gibi): teorik ağırlıklı, araştırma odaklı, doktora ve akademi yolunun standart rotası. Matematiksel derinlik daha fazla, sınıflar daha kalabalık, "kendi başının çaresine bak" kültürü baskın.
  • Hochschule für angewandte Wissenschaften (HAW/FH): uygulamalı, mühendislik ve endüstri odaklı, daha küçük gruplar, zorunlu staj/proje yarıyılı. Doğrudan sanayiye geçiş güçlü.
Ben TUM Physik'ten Hochschule München'deki Engineering Physics & Data Science programına bilinçli olarak geçtim. Saf teorik fizikçi olmak istemiyorsan ve sensör/veri/uygulama tarafında çalışacaksan FH güçlü bir tercih. Ama dikkat: doktora veya araştırma istiyorsan FH'den bir Uni master'ına köprü kurman gerekir bu mümkün ama planlamayla yapılır, sonradan "olur biter" diye bırakılmaz. Kararı baştan, hedefine göre ver.

İlk sömestrler gerçekten ne kadar zor?

Düşündüğünden zor  ama beklediğin yerden değil. İlk yılın asıl elemesi fizik değil, matematik: Analysis, Lineare Algebra ve Experimentalphysik'in arkasındaki matematiksel makine. Bırakma oranları ilk üç yarıyılda yüksektir ve genelde fiziği "sevmedikleri" için değil, matematiğin temposuna yetişemedikleri için olur.
Tavsiyem: başlamadan önce türev-integral, lineer cebir ve karmaşık sayılarda akıcı ol. Almanya'da öğretim "anlatırım, gerisi senin" tarzındadır; eksiklerini kimse senin için kapatmaz. Düzenli olarak alıştırma (Übung) yap ve problem çözmeyi takvimine bağla sınava bir gece kala çalışılan bir sistem değil bu. GOP işi şaka değil.Okulun Almanyadaki tek yasal varlığın. 

Almanca mı İngilizce mi, dil seviyem ne olmalı?

Lisansların büyük çoğunluğu Almancadır ve genelde C2 denk belge istenir. Master programlarının önemli bir kısmı İngilizcedir. Ama şu gerçeği yumuşatmayacağım: Almanya'da yaşayacak, laboratuvarda çalışacak, staj/iş bulacaksan Almanca zaten şart  İngilizce dersle başlasan bile günlük hayat, bürokrasi ve işveren tarafı Almancadan geçiyor.
Ben Goethe C2 seviyesinde çalıştım ve buna değdiğini söyleyebilirim: dil ne kadar iyiyse, sosyal ve mesleki tavan o kadar yükseliyor. Hedefin Almanya'da kalmaksa dili "yeter de artar" değil, "silah" seviyesinde öğren.

Türk lisesinden geliyorum, Studienkolleg gerekiyor mu?

Anadolu veya fen lisesi çıkışlı değilsen çoğu durumda evet. Türk lise diploması tek başına Alman Abitur'una denk sayılmaz; genelde ya Türkiye'de üniversiteye başlamış olman ya da Studienkolleg + Feststellungsprüfung'u tamamlaman beklenir. 
Yapman gereken: önce anabin veritabanından diplomanın denkliğine, sonra uni-assist üzerinden başvuru koşullarına bak. Burada genel bilgiyle yetinme kendi durumunu resmi kaynaktan doğrula, çünkü bir yanlış varsayım bütün bir başvuru dönemini kaybettirir.

Maliyet ne kadar, harç var mı?

2024/25'ten beri tablo değişti, bunu bilmeden plan yapma. Bavyera, BayHIG yasasıyla AB/AEA dışındaki ("Drittstaaten") öğrencilerden harç almaya başladı:
  • TUM´da lisans yaklaşık 2.000–3.000 €/sömestr, master 4.000–6.000 €/sömestr.
  • Hochschule'lerde (FH/HAW) genelde daha düşük: ~500–1.200 €/sömestr.
Ama kritik muafiyetler var ve çoğu kişi bunları bilmiyor:
  • Abitur'unu Alman sisteminde aldıysan (sadece Studienkolleg saymaz),
  • Almanya'da en az 6 yarıyıllık bir lisansı bitirdiysen (master harcından muaf olursun),
  • Harç yürürlüğe girmeden önce kayıtlıysan (aynı programda devam edersen korunursun),
  • 5+ yıl Almanya'da yasal ikamet/çalışma gibi "gefestigter Inlandsbezug" şartlarını karşılıyorsan.
Alman lisans diploması master harcından muafiyet anlamına geliyor. Bunun üstüne Sperrkonto (vize için bloke hesap) 2026'da €11.904/yıl (€992/ay) ve sömestr katkı payı (~100–160 €) var. Her üniversitenin kendi tutarı ve istisnaları farklı; mutlaka teyit et.

Münih'te yaşamaya para yetiyor mu?

Açık konuşayım: Münih Almanya'nın en pahalı şehri ve Sperrkonto'nun aylık €992'si burada rahat yaşamana yetmez gerçekçi bütçe çoğu kişi için aylık €1.100–1.400 bandındadır, en büyük kalem kira. Konut krizi (Wohnungsnot) ciddidir; geldiğinde yer ararsan geç kalırsın, başvurularını aylar öncesinden yap.
İyi haber: öğrenci vizesiyle çalışma hakkın var (haftalık saat sınırına dikkat  bunu aşmak oturum sorununa yol açar). Werkstudent pozisyonları hem maaş hem CV açısından altın değerinde; mümkünse alanına yakın bir yerde çalış, kafede değil. Ama işi okulun önüne geçirme: ilk yıl notların düşerse o işin getirisi çabuk erir.

Üniversite/bölüm seçerken neye bakmalıyım, prestij ne kadar önemli?

Prestij, herkesin sandığından daha dar bir alanda işe yarar. Bazı quant/danışmanlık filtrelerinde ve akademide (özellikle doktora için doğru araştırma grubuna girmek) marka gerçekten fark yaratır. Ama çoğu mühendislik/sanayi yolunda işveren senin ne yaptığına bakar, logoya değil.
Benim yaklaşımım: marka peşinde koşmak yerine programın hedefimle örtüşmesine baktım ve gerektiğinde "daha prestijli" görünen yolu bilinçli olarak bıraktım. Tavsiyem: önce 5 yıl sonra nerede olmak istediğini netleştir, sonra üniversiteyi o hedefe göre seç. "Adı büyük olsun" diye girilen ama bitirilemeyen bir bölüm, "adı küçük ama bitirilen + güçlü bir master'a köprü olan" bir bölümden her zaman daha kötüdür.

Bölüm 2 — Projeler

Neden proje yapmalıyım?

Çünkü diploma seni eğitilebilir gösterir, proje yetkin gösterir. Teori ile pratik arasında, hiçbir dersin kapatmadığı bir uçurum var; bunu ancak gerçek bir şey inşa ederek geçersin. Sanayi tarafında, özellikle yazılım/veri ağırlıklı rollerde, portfolyo çoğu zaman GPA'den daha çok konuşur somut bir çıktıyı işverene gösterebilmek, transkriptteki bir notu açıklamaktan güçlüdür.
Ayrıca proje, hangi alanı gerçekten sevdiğini ucuza test etmenin yoludur. Bir konuyu sevip sevmediğini ders alarak değil, o konuda bir hafta sonu bir şey kurmaya çalışarak öğrenirsin.

Projeyi nasıl seçerim?

Tek seferlik gösteri projeleri yerine biriken (compound eden) projeler seç: her biri bir sonrakinin altyapısını kuran, zamanla bir tez/kariyer yönü oluşturan projeler. Rastgele 10 farklı alanda 10 demo yapmak, tek bir alanda derinleşen 3 projeden daha zayıf bir sinyaldir.
Kendi öğrendiğim ders: asıl değer, herkesin yapabildiği "yüzey" katmanında değil, senin karşılaştırmalı üstünlüğünün olduğu yerde. Bir dashboard'u herkes kurar; ayrıştırıcı olan, fizik/sensör/veri füzyonu gibi az kişinin dokunabildiği katmandır. Projeni "ben başkalarından ne yapabilirim de onlar kolayca yapamaz?" sorusuna göre konumlandır.

En büyük tuzak nedir?

Çok fazla proje başlatıp hiçbirini bitirememek. Bunu kendi tecrübemden söylüyorum: onlarca açık döngü (open loop) aynı anda dönünce zihin felç oluyor, hiçbiri ilerlemiyor ve sürekli "yapacak çok şeyim var" stresiyle aslında hiçbir şey üretmiyorsun. Bu, üretkenlik değil, üretkenlik yanılsamasıdır.
İşe yarayan çerçeve: tüm projeleri üç kovaya ayır  1.aktif (şu an gerçekten üzerinde çalıştığın, en fazla 2–3 tane), 2.dondurulmuş (iyi fikir ama şimdi değil yazılı bir listede beklesin), ve 3.bilinçli kapatılmış (artık peşine düşmeyeceğine karar verdiğin bunları suçluluk duymadan öldür). Bir şeyi bitirmek için çoğu zaman yeni bir şeye başlamayı reddetmen gerekir.

Bir proje nasıl bitirilir / "ship" edilir?

Kapsamı küçült, sonra bir daha küçült. İnsanların çoğu projeyi büyük planladığı için bitiremez. Önce en küçük çalışan sürümü (MVP) çıkar, yayına ver, sonra üstüne ekle  "mükemmel olunca yayınlarım" diyen kişi asla yayınlamaz.
İki şey çok işe yarıyor: (1) herkese açık bir son tarih koymak (birine söz vermek, bir hackathon'a girmek), çünkü kamuya verilmiş söz, kendine verilenden daha bağlayıcıdır; (2) önce çalışan bir iskelet kurup sonra iyileştirmek, baştan her ayrıntıyı çözmeye çalışmak değil. SIREN ALERT'i de böyle, sınırlı bir sürede çalışan bir bütün olarak çıkarıp sonra geliştirdim. Açıkçası Lovable 48h Hackathon etkinliği idi. 200 dolar kazandırdı ve bir şeyler öğrendim.

Projemi nasıl görünür kılarım?

Bitmiş ama kimsenin görmediği bir proje, CV açısından yarı yarıya ölüdür. Açıkta inşa et (build in public): kodu GitHub'da tut, çalışan bir demo linki ver, ve en önemlisi  ne yaptığını, neden yaptığını ve hangi kararları aldığını anlatan kısa bir yazı yaz.
Çoğu kişi kod yazar ama anlatmaz; oysa bir mühendisi diğerinden ayıran şey, çalışmasını net biçimde aktarabilmesidir. Buradaki Owlstown profili tam da bunun için iyi bir vitrin: her ciddi projeye bir sayfa, bir görsel ve bir paragraf düşür. Görünmeyen iş, yapılmamış iş gibidir.

Projeyi CV / akademik değer için nasıl çerçevelerim?

Projeyi bir "ödev" gibi değil, bir araştırma/ürün çıktısı gibi sun: hangi problemi çözdün, hangi yöntemi neden seçtin, sonuç ne oldu, sınırlılıkları neler. İşveren ve hocaların aradığı şey gösterişli teknoloji yığını değil, net düşünce ve bir işi sonuna kadar götürebilme kanıtıdır.
Dürüst bir uyarı: her proje eşit değerde değil. Hazır araçlarla kurulan, herkesin kolayca kopyalayabileceği bir katman "commodity"dir ve seni ayrıştırmaz. Gerçek değer, kendi alan bilginin (fizik, sinyal işleme, sensör füzyonu) devreye girdiği, kolayca taklit edilemeyen kısımdadır. Projeni anlatırken işte o kısmı öne çıkar — gerisini bir cümlede geç.
Bu sayfa kişisel görüşlerimi yansıtır ve zamanla güncellenecektir. Sorularını çekinmeden iletebilirsin.([email protected])

Translate to